KAMP

İster sırt çantasıyla dolaşın ister bisikletle, kamp malzemeleri oldukça önemlidir. Kampta vaktiniz sıcacık ve rahat da geçebilir, donma tehlikesiyle de. Karnınınz açlıktan guruldayabilir veya mideniz taze pişmiş sıcacık yemekle dolabilir. Kamp malzemelerinde ürünlerin kalite ve fiyatları geniş bir skalada yer almaktadır. Bir üründen doğal olarak minimum ağırlığı, maksimum ısı yalıtımını, maksimum konforu ve maksimum kullanım kolaylığını beklersiniz. Ama sonunda geleceğiniz nokta eldeki ile idare etmek olacaktır. Neredeyse diğer tüm gezginler gibi benim de kamp malzemelerim, sınıfının en iyisi olan mükemmel ürünler değiller, fakat iş görüyorlar. Hadi tamam, bir iki tanesi oldukça iyi:) Şimdi size kullandığım malzemelerin marka ve modellerini listeleyeceğim ve sonrasında tecrübelerime dayanarak biraz da kullanıcı yorumu paylaşacağım.

MALZEME MARKA MODEL ÖZELLİKLERİ
taban örtüsü naylon örtü
çadır Husky sawaj 2 kişilik hafif çadır
mat Thermarest neo air xtherm pahalı ve iyi bir şişme mat
uyku tulumu Alpine Design Nepal üretimi tüy tulum
kafa lambası Energizer oldukça eski ucuz bir lamba
ocak MSR xgk ex sağlam bir multifuel ocak
kap kacak aşağıda detaylandıracağım
su filtresi MSR miniworks ex seramik su filtresi
su torbası Ortlieb 4 ve 6 litrelik birer torba
diğer mlz.ler aşağıda detaylandıracağım

TABAN ÖRTÜSÜ

Taban örtüsü bence olmazsa olmaz bir malzemedir. Asıl kullanım amacı çadırı kurmadan önce zeminin üzerine sermektir. Böylelikle çadırınızı zemindeki toprak veya çamurdan olduğu gibi aşındırıcı taş ve çalı çırpıdan da korumuş olursunuz. Dolayısıyla çadırınız daha uzun ömürlü olur. Çadır taban örtüsünü outdoor ürünler satan mağazalardan satın alabileceğiniz gibi, naylon veya branda satan dükkanlarda da bulabilirsiniz. Hatta nayloncudan almak daha mantıklı. Çünkü hem istediğiniz ebatlarda kestirebilirsiniz, hem istediğiniz kalınlıkta malzeme bulursunuz, hem de daha ucuz olur. Naylon ne kadar kalın olursa o kadar da koruyucu olur, fakat bir o kadar da ağır olur ve çantanızda daha fazla yer kaplar. Başka bir detay ise, taban örtünüz asla çadır tabanından daha geniş olmasın, yani tabandan dışarı taşmasın. Aksi takdirde yağmur yağdığında su örtünün üstünde birikecek ve muhtemelen çadırınızın tabanı sırılsıklam olacaktır. Özellikle çadırı kurduğunuz zeminde çukurlar varsa su kesinlikle bu çukurlarda toplanacaktır.

Taban örtüsünü kırda çayırda serip rahat oturmak için de kullanabilirsiniz. Başka bir taktik ise – ben hiç denemedim fakat Ahmet Mumcu’dan dinledim, onun taktiği – bu örtüyü paket malzemesi gibi kullanmak. Uçuş yapmanız gerektiğinde bisikletinizi gerekli müdaheleler ile minimum boyutlara getirdikten sonra koliye koymak yerine bu örtü ile sardığınızda bisikletiniz paketlenmiş sayılıyormuş ve hiçbir havayolu şirketi bu konuda sıkıntı çıkarmıyormuş. Yani yabancı bir ülkede koli bulmak için dükkan dükkan dolaşmanıza gerek kalmıyormuş.

ÇADIR

Husky Sawaj, 2 kişilik ve 4 mevsim bir çadır. Ben memnunum. 2.5 kg gibi makul bir ağırlığı var. Polleri alüminyum ve oldukça dayanıklı. Hindistan’da yağmurlu ve çok sert rüzgarlı(belki de küçük bir fırtınaydı) bir gecede poller kendilerini ispat ettiler. Çadır çift katlı, fakat dış katman kazıkları çaktığınızda zemine sıfırlanmıyor. Yani zemin ile dış katman arasında hatrı sayılır bir mesafe kalıyor ve dışardaki rüzgar püfür püfür içerde de esebiliyor. Yüksekte ve dağlık arazilerde konakladığınızda bu ciddi bir problem oluyor. 5 mevsim bir çadır olsa ve kar etekleri olsa süper olurdu, evet, fakat 4 mevsim çadırda da bu kadar boşluk olmamalıydı bence. Bu konu önemli, ve belki de yeni tur öncesi çadıra ek bir malzeme dikecek veya yapıştıracağım. Son olarak çadırın rengine de değineyim. Benim çadırın rengi açık yeşil, koyu yeşil de olabilirmiş. Kesinlikle sarı, turuncu, kırmızı veya mavi gibi dikkat çeken renklerden daha iyidir. Kimselere görünmeden sessizce kampınızı kurmak ve sabah yolunuza devam etmek istiyorsanız biraz kamufle olmanız gerekiyor. Hindistan’ın Punjab eyaletinde mango bahçelerinde çok kamp kurdum ve çadırın yeşil olması beni epey dertten kurtardı.

MAT

Thermarest markasının akordiyon gibi katlanan köpük matını(z-lite modeli) kullandım uzun süre. Aslında çok güzel bir mat, hafif de, fakat çok yer kaplıyordu çantada. Nepal’den Türkiye’ye yaptığım kısa ziyarette bütçem arttı ve dayanamayıp güzel bir şişme mat aldım, Thermarest neo air xtherm. Çantada çok az yer kaplıyor. Şişirmesi ve söndürmesi hiç dert değil. Isı yalıtımı çok iyi. Şimdiye kadar hiç patlamadı, şişme matın patlaması hep korktuğum bir şey olmuştur nedense. Her ne kadar kendi yama kitini taşısam da yanımda, o huzursuzluğu yaşamak istemiyorum. Eski matı yanımda getirmediğim için Nepal’e döndüğümde evinde kaldığım arkadaşa hediye ettim. Onun kısmetiymiş:)

UYKU TULUMU

Şu an kullandığım uyku tulumunu Katmandu’da bir dükkandan 60 dolara satın almıştım. Normalde Katmandu’da hep sahte ürün satarlar fakat bu dükkan kendi üretimleri orjinal bir marka satıyor, adı da Alpine Design. Toplam ağırlığı 1.2 kg ve izolasyon malzemesi tüy(kalitesini bilmiyorum). Beni idare ediyor. Dağda taşta çok üşüdüğüm geceler de oldu muhakkak.

Tulum hakkında size en büyük tavsiyem; bünyenizi test edin ve tanıyın, vücudunuzun ihtiyacına göre ideal bir kaz tüyü tulum alın. Kimileri sıcak uyur, kimileri soğuk. Tüy tulum hafif olur, epey sıkıştırılabilir ve çantada az yer kaplar. Islanması problem yaratır, doğru, ama tulumu kolay kolay ıslatmazsınız zaten.

KAFA LAMBASI

Seneler önce aldığım, 3 adet AAA pil ile çalışan son derece basit bir Energizer kafa lambası kullanıyorum. Sadece dört beş kere geceleyin bisiklete binmek zorunda kaldım ve bisikletimin güzel bir aydınlatma sistemi olmasaydı vay halime. Yani bisiklet turunda eğer kafa lambanız ileri seviye bir cihaz değilse kesinlikle yol için kullanılmaz. Kullandığım kafa lambası kamp için yeterliydi.

OCAK

MSR xgk ex ocak kullanıyorum. Nafta, kerosen, kurşunsuz benzin veya dizel yakabiliyor. Ben hep benzin yaktım, kısa bir süre de birinin bana hediye ettiği keroseni yaktım. Kalitesiyle de alakalı olabilir fakat keroseni tutuşturmakta zorlandım. Fakat tutuşturduğum zaman ocak roket gibi, oldukça kuvvetli yanıyordu. Bana verilen kerosenin kalitesiyle ilgili bir durum değilse bu, bütün kerosenler bu kadar zor yanıyorsa asla keroseni  tercih etmem. Çünkü kerosen yakacağım diye ocağın dibindeki keçeyi kaç defa yakmak zorunda kaldım ve keçe eskidi.

Herneyse, benzini yakması oldukça kolay. Bu ocağı almadan önce epey araştırmıştım ve Optimus markasının bir modeliyle bu ocak arasında zor karar vermiştim. İnternette yazdığına göre MSR yakıt pompasını plastikten üretmişti fakat Optimus’un pompası metaldi ve bu da sistemi daha sağlam ve uzun ömürlü kılıyordu. Ben MSR’da sağlamlıkla ilgili hiçbir problem yaşamadım, tabi test etmek için ocağı oraya buraya fırlatmadım. Gariptir ki yolda Alman motocu bir çift ile tanıştım, Optimus benzin ocağı kullanıyorlardı ve ocakla ilgili problem yaşamışlardı. Almanya’dan parça göndertmişlerdi. Ocakların karşılaştırılmasında bir başka husus ise gürültü ve alev şiddetinin ayarlanabilmesi. MSR da olsa Optimus da olsa benzin ocağı oldukça gürültülü yanıyor. Fakat MSR’ın yakıt vanasını kullanarak ürün kitapçığında anlatıldığı gibi alev şiddetini ayarlayamıyorsunuz. İşe yaramıyor yani. Ya tam randıman yakacaksınız, ya da yakmayacaksınız. Bu yemek pişirirken problem oluyor. Optimus’ta ise bu ayarı rahatlıkla yapabiliyorsunuz, Alman çiftin ocağında izledim. Takdir sizin. Zaten geçen 2.5 sene içinde yeni modeller de çıkmıştır büyük ihtimalle. Ha bir de; ocak için ben büyük yakıt tankı kullanıyorum, yani 900 ml olanlardan.

KAP KACAK

Yola çıkarken aslında hafta sonu dağcılığında kullandığım alüminyum tencere ve tavayı yanıma aldım. Son derece hafif ve iletken bir malzeme alüminyum. Hızlı ısınır, hızlı soğur ve hafiftir. Fakat alüminyum pek sağlıklı bir malzeme değildir ve uzun süreli kullanımda tencereyi yıkarken gri bir su aktığını görürsünüz. Eskiyen tencereden kopup suya karışan alüminyum partikülleri yüzünden su griye boyanıyor. Sağlıklı, sağlam fakat daha ağır bir malzeme olan çeliği öneririm. Katmandu’da bir züccaciye dükkanında tam da istediğim boyutlarda bir çelik tencere buldum. Tencerenin sapını kırdım ve tornacıda taşlattım. Tencere süper oldu. Fakat tavada çeliğe geçtiğimde gördüm ki yüksek şiddetle yanan benzin ocağında herşey tavaya yapışmaya başladı. Özellikle de kahvaltı için pişirdiğim yumurtalar. Şiddetli yanan bir benzin ocağınız olacaksa tavanın alüminyum olmasını öneririm. Çelik tavada yanmış yumurtayı yemekten ya da yiyememektense, alüminyumda pişmiş adam gibi yumurtayı tercih ederim.

İran’ın Zanjan şehrinden(çeliğiyle meşhur) aldığım plastik saplı son derece sağlam bir bıçağı halen kullanmaktayım. Görüntüsüne takılmayın, plastik saplı bıçak alın. Düştüğünde çatlamaz, kırılmaz. Islak kaldığında şişmez, rengi atmaz. Hafiftir. Çatal kaşık ihtiyacı için ise tek parça titanyum spork kullanıyorum. Hafif ve sağlam, kaybetmediğiniz sürece yenisine ihtiyacınız olmaz. Fakat titanyum çok sert bir malzeme olduğu için alüminyum tavada dikkatli kullanmak gerekiyor, çünkü çiziyor.

Su kaynatmak ve kahve pişirmek için alüminyum çaydanlığımı kullanıyordum fakat Hindistan’da bir çelik dükkanından dev boy kulplu çelik kupa aldım. Artık kaynatacağım sıvıyı direk bu kupayla koyuyorum ocağın üstüne, sonra da direk içiyorum.

SU FİLTRESİ

MSR miniworks ex su filtresi taşıyorum. Oldukça güzel bir seramik filtre. Sağlamlığa sağlam, fakat iki dezavantajı var. Birisi ağır olması, diğeri de suyu kas gücüyle pompalamanız gerekmesi. Yola çıkmadan önce ‘yahu üç beş litre suyu pompalamakta ne var?’ diye düşünüyordum ve şimdi öyle düşünmüyorum. Yine MSR’ın pompa yerine yerçekim gücünü kullanan farklı bir modeli var, denenebilir. Oldukça iddialı iki farklı alternatif daha var; Hindistan’da üretilen Sawyer ve yine Amerikan malı olan fakat ultraviyole ışınla çalışan Steripen. Tüm bu su filtrelerinin avantajları ve dezavantajları bulunmakta. Örneğin Steripen küçük ve hafif bir cihaz. UV teknolojisi ile suda virüs de dahil zararlı olabilecek herşeyi öldürüyor. Fakat çamurlu bir su ise çamur yine suyun içinde kalıyor. Çamuru kendi imkanlarınızla süzmeniz gerekiyor. Bunun gibi detayları var işin.

SU TORBASI

Ortlieb’in 4 ve 10 litrelik birer adet su torbasını taşıyorum. Açıkçası gittiğim bölgelerde su kıtlığı çekmedim ve dolayısıyla 10 lt torbayı doldurup da 100 km taşımadım yanımda. Fakat kamp kurduğum yerlerde nehre yürüyüp torbaları doldurup çadıra getirdim, veya 10 lt torbayı ağaca asıp duş başlığı ile duş aldım. Kimileri bu torbaların suda koku yaptığını(özellikle güneş altında kalınca) söylüyor. Ben saatlerce su taşımadığım için bilmiyorum.

DİĞER MALZEMELER

Taşıdığım diğer malzemeler genellikle yemeklik malzemeler ve baharatlar. Tuz, baharat, sıvı yağ veya benzeri tüm malzemeleri vidalı kapağı olan küçük şişelerde veya kaplarda taşırım(minik su şişesi, vitamin kutusu, vs). Genellikle konserve, pişmiş yemek, vs gıdalar taşımam çünkü ağırlık yaparlar. Bunun yerine kuru makarna, pirinç, mercimek, vs taşırım. Mercimek oldukça besleyici bir malzemedir ve özellikle turuncu mercimek çok hızlı pişer. Özellikle Nepal ve Hindistan’da halkın temel besini mercimektir ve ucuzdur.

Facebook
Instagram
YouTube
GOOGLE
Twitter