Hakkımda

1984 İstanbul doğumlu bir sistem mühendisiyim. Şimdiye kadar ultra maraton, dağ maratonu, dağcılık ve bisiklet sporlarıyla ilgilendim. Rutinin dışına çıkarak farklı yaşamlar deneyimlemek için bisikletle upuzun bir yolculuğa çıkma kararı aldım. İşime son verdim ve yakın çevremin de süpriz destekleriyle bir kaç ay içerisinde tüm malzeme hazırlıklarımı tamamladım. Sıfırı tüketmiş durumdaydım. Sponsor aradım fakat bulamadım. Tesadüfi bir sohbetin üzerine bir yakınımdan cüzi bir maddi destek aldım ve yola koyuldum. Pek bir planım yoktu yolla ilgili, doğuya gideceğimi biliyordum sadece. Nepal’e kadar pedalladıktan sonra bir iki sponsorluk buldum. Sıkıntılı konular. Turuma Tayland’da son verdim. Şimdiki hedefim Latin Amerika. Sıkça maruz kaldığım ‘değirmenin suyu’ konusuna değinmem gerekiyormuş gibi hissettim. Yoluma oldukça düşük standartlarda devam ettim, lüks bir hayatım olmadı.

IMG_7396_Fotor_1600x1200

BİSİKLETLE UZUN VE BELİRSİZ BİR YOLDA OLMANIN NELERİNİ SEVİYORUM ?

Geçmiş ve gelecek kavramlarını yok ederek, saatlerce pedal çevirirken sadece anı yaşamayı seviyorum.

Nereye gidersem gideyim, insanların beni bir tehdit olarak görmemesini seviyorum. Bana endişesiz ve önyargısız yaklaşmalarını seviyorum. Bana duydukları şaşkınlık, acıma ve saygı hislerini seviyorum. Büyük şehirlerde olmasa da, insanların yardım etme isteklerini seviyorum. ‘İnsanlık ölmemiş’ diyorum.

Makina gibi pedal çevirmeyi seviyorum. Beni zinde tutuyor. Dağları aşmayı, çölleri geçmeyi seviyorum. Beni zinde tuttuğu gibi aynı zamanda sabırlı ve sakin bir insan oluyorum.

Gördüğüm coğrafyaları, tanık olduğum kültürleri, iletişim kurabildiğim insanları fotoğraflamayı seviyorum.

Az ile yetinmeyi seviyorum. Her hoşuma giden şeyi satın alıp binlerce kilometre taşıyamamayı seviyorum.

Doğada kamp yapmayı seviyorum.

PEKİ BU İŞİN NELERİNİ SEVMİYORUM ?

Bisiklet farklı bir seyahat ve özgürlük şekli sunsa da, bazen tam tersine özgürlüğünüzü kısıtlıyor. Bisiklete bağımlı hareket etmek zorunda kalıyorsunuz. İşte bunu sevmiyorum. Bazen ‘bisiklet olmasaydı sırtıma çantamı atıp şuraya da giderdim’ diyebiliyorum.

Bisikletle dolaşırken diğer tüm yabancı turistlere göre yerel halkla çok daha iyi kaynaşıyorum ve anlaşıyorum. Fakat yabancı turistlerle de kaynaşmak, vakit geçirmek gerekiyor. İnsan arkadaşa ihtiyaç duyuyor. Ucuz otellerde tanıştığım yabancı turistlerin neredeyse tamamı sırt çantasıyla dolaşıyor ve bu nedenle arkadaşlıklar üç beş saatten fazla sürmüyor çoğu zaman. Oysa pek çok insan tanıştıktan sonra birlikte seyahat planı yapabiliyor, her ne kadar uzun sürmeyecek olsa bile.

Bisikleti bir gemiye, otobüse, uçağa veya herhangi başka bir ulaşım aracına koymak oldukça uğraşlı oluyor. Genellikle birileriyle tartışmak ve olmazsa olmaz daha fazla para harcamak gerekiyor.

 

DSC02833_Fotor_1024x680

ASYA TURUMDAN AKILDA KALANLAR

İran’da askeri bölgede fotoğraf çekiyormuşum, pılı pırtı toplattırıp apar topar karakola götürdüler ve kibar yollu sorguya çektiler.

Pakistan’da Taliban bölgesinden geçtim, fakat sürekli birilerinin misafiri oldum Pakistan’da.

Hindistan’ın en kuzeyinde, Tibet sınırındaki Spiti vadisini gördüm. Tur boyunca verdiğim en çetin sınavdı sanırım. Muhteşem bir coğrafya, anlatılmaz bir dinginlik. Ama kalça boyundaki buzlu sulardan geçmek gerekebiliyor.

Hindistan’ın en kuzeyinde Ladakh bölgesini gördüm. 5000 metrelik dağ geçişleri, etrafınızı çeviren Himalayalar, temiz ve kuru hava, Ladakh’ın sevimli halkı, ve daha fazlası.

Ladakh bölgesinde dünyanın en yüksek ultra maratonunu koştum. Maksimum irtifa 5400 metre idi. Koşu antrenmanım olmadığı için 12saat 50dakikada zar zor bitirdim. 13 saat ve üstü diskalifiye oluyordu zaten.

Hindistan’da, Dharamsala’da Vipassana meditasyonunu denedim. 10 günlük sessiz meditasyon kampı. Herkese tavsiye ederim.

Nepal’de Annapurna dağı etrafında 16 günlük solo trekking yaptım.

Nepal’in güneyinde cangılda kamp kurdum ve çadırıma kaplan geldi. Böyle korktuğumu hatırlamıyorum.

Nepal’de bir kamyon, bariyersiz bir yolda yokuş yukarı viraj kenarında beni uçurum kenarına sıkıştırdı ve birden önümde durdu. Spd ayakkabılar kullandığım için 40 metre uçurumdan nehre uçuyordum, son anda kurtardım.

Pek çok zorluk ve güzellik gördüm. Bol bol fotoğraf çekmeye çalıştım. Fotoğraf konusunda yolda epey geliştim.

IMG_0177_Fotor_576x768

Facebook
Instagram
YouTube
GOOGLE
Twitter